Basında
Kocaeli bu ülkenin en önemli şehridir..!
Bunu ilk okuduğunuzda, biliyorum “yok artık” diyeceksiniz. Ancak var artık bu süreç ülkemizde… Kocaeli bu ülkede en önemli şehir olarak bilinen İstanbul’un ana damarıdır.
Ancak süreçte hiç te bu itibarı, övgüyü görmüş bir yapıda asla olmamıştır. Tam aksine İstanbul tarafından hep kullanılmıştır. İsatnbul u anadoluya taşımış yıllarca, İstanbul a imalat yapmış, İstanbul un meyva sebze üreticisi olmuş, İstanbul un tatil lokasyonu, kaçış noktası olmuş, İstanbul a gelen gemilerin limanı olmuş, İstanbul a gelen yolcuların havaalanını yüklenmiş, vb. Ama hiç İstanbul dan bir avantajı olmamıştır. Hatta burada İstanbul a üretim yapan şirketlerin vergilerinden bile yararlanamamıştır.
Hani eleştiriyoruz ya; Kocaeli nin ticari, sanayi erklerini, odalarını, birliklerini, derneklerini. İşte tam da burda çıkıp bize şunu söyleseler ne cevap veririz ? “ biz burada oturduğumuz süreçte şu kadar İstanbul merkezli şirketi Kocaeline taşıdık ve şu kadar vergi matrahının bu ilin faydasına sunulmasına sebep olduk” çok zorda kalırız…
Tam tersi olursa mesala biz çıkıp desek ki “ şu kadar Kocaeli şirketi burada istediğini bulamadığı için merkezlerini İstanbul a taşıdı” bu da çok ilginç olur. Bunları bizim söylememiz hiçbir şey ifade etmiyor, ticaret ve sanayi odaları söyleyecek.
Şimdilerde bir son viraj aksyonu başladı; “ ben bu süreçte yapılan çalışmalara verilen sözlere, paylaşılan fotoğraflara bu tanımı yapıyorum, son viraj aksiyonu…” Bu siyasette de ticarette de böyle. İnsan hafızası ile ilgili bir süreç. Söz veririken unutmasınlar diye son virajda başlıyorlar ortaya çıkmaya.
Önerim şu; açsınlar yaptıkları ihaleleleri, açsınlar yapılan ağırlama teşrifat çalışmalarını, açsınlar yapılan çalışmaları; herkese açık olsun, herkes görsün. Bir odanın paylaşamıyacağı ne olabilir ki? Bizde bakalım kim ne yapmış, nasıl yapmış, ne için yapmış… Doğru şeyler yapılmış ise de alkışlayarak yanlarında olalım. Benim için en önemlisi ise icraat dır. Mali işleri zaten sorgulayan kurumlar var.
Şöyle bir de önerim var bir tablo oluşturalım, sorunlar neydi gelinen nokta ne? Rakamlarla belgelerle bunları konuşalım. Gönül rahatlığı ile bu süreçlere destek ve yardımcı olalım. Şu hak aramayı, sorgulamayı muhalefet olarak yaftalamayı bıraksın herkes. Bu siyasette olur ama sanayicilikte, ticarette ve onun kurumlarında olmaz. Biz aynı tarafın insanıyız. Aynı aksiyonları paylaşıyoruz. Bizim muhalefetimiz olmaz.
Çok uzun yıllardır ticaret ve sanayinin içerisinde bulunmuş bir isimim ben ilk vergi mükellefiyeti ile 1981 de tanıştım. Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar zor ve umutsuz olunan bir dönem görmedim. Hergün bir önceki günü aratıyor.. Biz ne yapıyoruz iş dünyasını temsil eden koltuklardan? Üniveriste sanayi iş birliği, savunma sanayi günleri, kültürel toplantılar, mesleki geziler vs. Bunların hepsi çok kıymetli elbette ama daha önemli o kadar çok konu varki… Şimdi de çıkıp bana bu yapılanları eleştiriyor diyebilirsiniz, ancak bilinmesi gerekir diye düşünüyorum bu konularda herkesten daha fazla bulunmuş ve çalışmış bir isimim ben; hatırlatmakta fayda görüyorum. Halen de devam ediyorum hamdolsun.
Neler yapılabilir acaba bu oluşumlarda? Mesela neden ağırlıklı iş kollarımızda hedef pazarlarımızdan potansiyel alıcılar getirilmez? Bunu konsololuklarımız, ateşeliklerimiz kanalı ile çok rahat yaparız. Şimdi çıkıp yapıyoruz diyecekler bunu biliyorum, ama tersini yapıyorlar. Ünivarsite sanayi iş birliğinde olduğu gibi.Buradan yurt dışına gidiyorlar mal satmaya. Nasıl oluyor aynı meslek komitesinde, aynı işi yapan insanlar hep birlikte bir firmayı ziyerete gidiyor. Mesala beş tane lastik fabrikasını BMW ye götürüyorlar; bundan ne çıkar acaba ? Kime faydası olur BMW yw mi lastik fabrikasına mı? Kendi sektörüm için söyliyeyim Alüminyum tarafı için. Yıllardır en önemli fuar Almanya Düsseldorf fuarıdır. Her yıl reekor kırarız katılımcı sayısı ve m2 alan ile ilgili olarak. Ancak her yıl bu furadan kazançlı müşteri çıkar rakamlar çok bellidir. Mesala geçen yıl oratlama Alüminyum satış fiyatları LME+ 1300 usd idi pres olarak fuara gittik LME + 800 ile geri döndük. Şaka gibi birbirimize olan rekabet adamlara nasıl bir karlılık olarak dönüyor?
Uzun yıllardır arkasında olduğum bir diğer söylemim de bu ülkede nasıl ihracatcı birlikleri var ise “ ithalatçı birlikleri de muhakakk kurulmalıdır, geç kalınmıştır.”
2025 yılında Türkiye’nin toplam ithalatı yaklaşık 365,5 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bunun yaklaşık dağılımı şöyledir:
Ara malı ve hammadde ithalatı: ≈ 250 milyar dolar
Sermaye malları: ≈ 55 milyar dolar
Tüketim malları: ≈ 59 milyar dolar
Yıl içinde 250 milyar dolar alımı olan bir ülkede halen birlikler kurarak bunu karlı hale getirmek için neyi bekliyoruz?Bunları ve benzer daha birçok böylesine önemli aksiyonları alabilecek sistemeler bize lazım şimdi ve çok acil sosyal medya fotoğraflarından çok önemli bunlar ben öyle düşünüyoırum. Hepsinin çözümü ve yolu var bu konuda bir sonraki yazımda işleyeceğim.
Saygılarımla.